0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 33 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Baharın Sesi
Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Soyut Denemeler 1
Soyut Denemeler 2
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad

















Ottoman History Writing



Osmanlı''da Kul (Devşirme) Gerçeği



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

 
  OSMANLI MİNYATÜR SANATININ SON NAKKAŞLARINDAN LEVNİ


Nalan YILMAZ

18. yy'ın ilk yarısı Osmanlı minyatürünün ikinci ve en parlak dönemi sayılabilir. Dönemin hükümdarı III. Ahmet gerçek bir sanat koruyucusudur. Kendisi de şair ve iyi bir hattat olan Sultan kitap ve minyatür sanatına büyük ilgi göstermiştir. Osmanlı tarihinde Lale Devri olarak anılan bu dönemde (1718-30) gerçek anlamda Batılılaşma hareketleri başlamıştır. Bu dönemde minyatür sanatı önemli bir gelişme göstermiştir. Dönemin en önemli nakkaşı Levni'dir. Asıl adı, Abdülcelil Çelebi'dir (Edirne- İstanbul,1732). II. Mustafa döneminde (1695-1703) Edirne'de nakkaşlık yaptı. Renkli ve renkle ilgili anlamına gelen Levni adı kendisine sonradan verildi. Çelebi unvanı onun okumuş, zarif, saygın bir kişi olduğunu göstermektedir. Levni'nin İstanbul'a III.Ahmet ile geldiği ileri sürülmektedir. İstanbul'da bir nakkaşın yanına girdi. Minyatürün yanı sıra musiki dersleri de aldı. Diploma aldıktan sonra saray atölyelerinde çalıştı ve hayatının sonuna dek Lale Devri'nin en önemli ve yetenekli saray nakkaşı oldu. Aynı zamanda halk şairi de olan Levni'nin 20 kadar şiiri olduğu bilinmektedir. Levni 'Atalar Sözü Destanı' adlı kitabında yalın bir dil kullanmıştır. Bu öğüt destanla her kesime seslenmeyi amaçlamıştır. III.Ahmet için de kasideler yazan Levni vefat ettiğinde Otlakçılar Camii yakınlarına gömülmüştür. Ancak sonraları açılan yollar nedeniyle mezarı kaybolmuştur. Levni'nin ilk büyük eseri Dimitri Kantemi'nin Osmanlı Tarihi'ni anlatan kitabı için II.Mahmut'a kadar 22 padişaha ait portreleridir. Bu resimlerin orijinalleri günümüze gelmediği için kitaptaki gravürlerinden bilgi edinilebilmektedir. Bu portrelerde padişahlar otururken gösterilmiştir. Levni'nin diğer önemli eserleri padişah portrelerinin yer aldığı Silsilename, sünnet düğününü anlatan Surname-i Vehbi'deki minyatürler ve tek tek sayfalar olan murakkalardır.

Levni'nin Topkapı Sarayı Kütüphanesindeki Silsilename'sinde I.Osman'dan III. Ahmet'e kadar olan 23 padişahın portresi yer alır. Silsilename birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizidir. Levni'nin eserinde de birbirini izleyen padişah portreleri vardır. Kitaptaki portrelerin boyutları 14,5x23,5cm ve 17,5x25cmdir. 18. yy başının sanat anlayışının ve beğenisinin yansıtıldığı bu minyatürlerin metni Sultan III. Selim döneminde (1789-1807) şair Münib tarafından yazılmıştır. Levni metne bağlı olmadan portreleri hazırlamıştır. Portrelerde Nakkaş Osman'dan beri devam eden oturma biçimini görürüz. III. Ahmet portresi dışındakiler yastıklı minderler üzerinde rahat pozisyonlarda otururken, günlük giysileriyle, dörtte üç cepheden, başları hafif sağa ya da sola dönük olarak gösterilmişlerdir. Levni portrelerinde gerçeğe ve belgelere uygunluğa önem vermiştir. Levni III. Ahmet'in portresini diğerlerinden farklı bir şekilde betimlemiştir. Levni devrinde yaşadığı padişahı koltuk biçimli bir tahtta otururken resmetmiştir. Süslü tahtın yan kısmında Şehzade Süleyman ellerini kavuşturmuş , saygılı ve utangaç bir şekilde durmaktadır. Padişah ve oğlu içi kürklü gümüş kaftan giymişlerdir. Padişahın başında mücevherli bir sorguç vardır. Taht ve yer örtüsü devrin süsleme beğenisini yansıtan çiçekler, yapraklar ve çeşitli motiflerle bezelidir. Arka planda birbirinin aynı geometrik bezemelerle düzenlenmiştir. Padişahın badem gözleri, kemerli burnu, koyu sakalı, uzun yüzü, zarif duruşu ve bakışı gerçekçi bir portre olduğunu gösterir. Sultanın ayaklarını üzerine koyduğu yükseltide perspektif kullanımı göze çarpar.

Levni'nin padişah portrelerinde de bazı değişiklikler gözlenir. Padişahın mekan içinde rahat oturması, portrelerin arkasında perde motifine yer vermesi yeni bir anlayışın örnekleridir. Modellerini ele alışındaki rahatlık ve daha yakından yaklaşarak kişisel ifade vermesi dikkat çekici özelliklerdir. Figürlerinin daha büyük ve hacimli olması ve parlak renklerin yerine pastel tonları kullanması üslupsal yeniliklerdir. Bunların dışında portre alanında fazla bir özelliğe rastlanmaz.

Dönemin padişahı III.Ahmet ve veziri Damat İbrahim Paşa sanata ve eğlenceye düşkündür. Levni'nin resimlediği III.Ahmet'in dört şehzadesinin sünnet düğününü ve şenlikleri anlatan Surname-i Vehbi dönemin en önemli albümüdür. Şair Seyyid Hüseyin Vehbi'nin yazdığı III.Ahmet'İn dört şehzadesinin Okmeydanı'nda ve Haliç'te 15 gün 15 gece süren sünnet düğünlerinin anlatıldığı 175 sayfalı Surname-i Vehbi'de Levni'nin bazıları imzalı 137 minyatürü bulunmaktadır. 37x26cm boyutlarındaki levhalar halinde hazırlanan minyatürler dönemin toplumsal yaşamından örnekler verir. Şehzade düğünlerine oyuncular, hünerli kişiler, fişek ustaları, yazarlar, ressamlar, alim ve şairler katılırdı. Sünnet şenliklerinde törenler, av ve spor gösterileri, kandiller, fişekler, seyirlik ve dramatik oyunlar, şarkılar önemli yer tutuyordu.

Levni'nin eski saraydan düğünün Okmeydanı'na gidişle başlayan resimlerini, meydanda ve Haliç'te yapılan şenlik ve gösterileri, esnaf alaylarının geçitlerini konu alan resimleri izler. Eserin sonunda birbirini izleyen sayfalarda düğün alayının ve şehzadelerin saraya dönüşü ve sünnet törenlerini göstermiştir Levni'nin bu yazmadaki minyatürlerinde kullandığı renklerin uyumu, çizgilerindeki ritmik etki bırakan düzeni ve hareket halindeki figürleri dikkat çekicidir. Çizgi ve şekil güzelliği ve renk uyumu açısından diğer nakkaşlardan ayrılır. Renkleri kuvvetli ve parlak olmasa da etkileyicidir. En çok sarı, kırmızı renklere ve tonlarına yer verir. Diğer renklerden mor, yeşil,beyaz ve maviyi de giysilerde kullanır. Kompozisyonlarında birlik yerine birbirine bağlı olmayan ayrı sahneler dağınık bir şekilde yerleştirilmiştir. Figürler yalnızca bir yerde yığılıp kalmaz. Üst üste sıralanmış olsa da resmin içinde düzenli bir şekilde dağılırlar. Konu belli bir noktada toplanmaz, resmin bütününe yayılıp mekanı doldurur. Levni figürlere değişik yerlerden bakıp yakından tasvir etmeye ve yüzlerine değişik ifadeler vermeye çalışmıştır. Yüz ifadeleri anlamlıdır, vücut hareketlerinde belli bir amaç vardır. Levni geleneksel minyatür kurallarını sürdürse de çizgisel bir üslupla derinlik duygusu vermeye ve belirsiz perspektif denemelerinde bulunarak üçüncü boyut arayışlarına girişir…

Kompozisyonlarındaki figürlerin eğimli sıralanışı, fondaki doğa betimlemeleri ve kimi mimari ayrıntılarla resme belirli bir derinlik vermiştir. Kimi minyatürlerindeki köşkler ve bahçeler bir duvarın arkasına yerleştirilerek kompozisyona boyut kazandırmıştır. Manzara uzaklık belirtisi olarak ve derinlikte etkili olması nedeniyle kullanılmıştır. Manzarada tepelerin arasındaki açıklı koyulu yeşil ağaçların gölgeleri ve gökyüzünde uçan kuşları kompozisyonu boyutlandırır. Kayaların yerini yumuşak çizgili tepeler ve mavi gökyüzü almıştır. Doğa görüntüleri ile getirdiği yeniliklerden ve perspektif denemelerinden başka iri ve dolgun yüzlerdeki ifadelere önem vermesi ve hareketli figürleri de ona özgü özelliklerdir. Yüz ifadeleri ile yumuşak ve etkileyici bir üslup oluşturur. Kompozisyonlarında geniş mekanlar ve perspektif görülmekle beraber dekoratif öğe de kendini belli eder. Manzara olmadığı zamanlarda minyatür kuralları devam eder.

Murakkalar yapraklar halinde yapılmış ve sonradan bir araya getirilmiş minyatürlerin bulunduğu albümdür. Minyatürler sanat değeri taşımakla beraber dönemin sosyal hayatının özelliklerini de yansıtır. Levni'nin murakkalarının toplandığı albümde 25x15cm boyutlarında 42 adet boy portre çalışması yer alır. İnce fırça işçiliği gösteren portrelerin üst kısmı köşebentlerle çerçevelenmiştir. Portrelerdeki figürlerdeki yaşama karşı duyulan coşku ve sevinç ön planda tutulmuştur. Tüm figürlerde giysiler ve saçlar ayrıntılı bir şekilde resmedilmiştir. Kadın müzikçiler, dans eden, saçını düzelten genç kızlar, feraceli kadınlar, kahve tutan, sarık saran, ağaç altında oturan delikanlılar bu minyatürlerde yer alan figürlerdendir. Levni'nin minyatürlerinde kadın önem kazanmıştır. Özgür bir hava içinde kadının minyatürlerde görülmesi 18.yy'a rastlar. Daha önceki dönemlerde topluluk içinde yüzleri peçeli, saygılı bir duruş içinde çok az sayıda kadının gösterildiği minyatürler vardı. Ancak tek figür olarak 18.yy.'da Levni ve Buhari'nin minyatürleriyle görülmeye başlamıştır Tek tek sayfaların toplandığı albümdeki minyatürlerinde döneminin kadın ve erkeklerini tasvir etmiştir. Bu resimlerindeki üç boyutlu figürler göze hoş gelen iki boyutlu düz, kabartısız biçimlere çevrilir. 1720'li yıllarda yaptığı bu minyatürlerindeki çekik gözlü, elma yanaklı yüzler genellikle birbirine benzer ancak kıyafetler ve duruşlar değişir.

Levni yaşam sevincini ve zevkini yansıtan hareketli figürlerin ifadesinde yeteneğini ortaya koyar. Bu resimlerinde aydınlık, açık, net ve sade bir ifadeyle yalın çizgiler göze çarpar. Bu özelliklere kişisel ve özel çabasıyla ulaşmıştır. Kaleminin birkaç hareketi ile kıvrak ve canlı figürlerini yaratır. Uzanan ve oturanlar da vardır ama figürleri genellikle ayakta durur. Kıyafetlerinin ayrıntılarını gösterecek pozlar içindedirler. Yan kısımlarında ince ve gerçekçi çiçek motifleri çizilmiştir. Ayrıca sol veya sağ alt köşede Levni'nin imzası yer alır. Bu resimlerde Levni'nin gözlemciliği, çizgi ustalığı ve yumuşak renklere tutkunluğu açıkça görülür. Bu minyatürlerle Osmanlı resim sanatında beliren gözlem ve gerçekçilik anlayışını ortaya koyar. 'Saz Heyeti' adlı resmi sütunlu, yuvarlak bir kemer altında oturmuş, tef, miskal, nefesli bir saz ve ud çalan dört genç hanımdan oluşur ve sıcak , samimi bir ifade taşır. Kadınlar devrin modasına göre giyinmişlerdir ve tırnakları ojelidir. Oldukça zarif bir görünümleri ve duruşları vardır. Yüzlerinde yine o hafif gülümseyen ifade görülür.

Levni resimleriyle yaşadığı dönemi simgeler. 17.yy'da duraklamış olan minyatür sanatını canlandırmış, renk, perspektif, betimleme anlayışı ve natüralist öğeleriyle Osmanlı minyatür sanatına Batılılaşma döneminin başlangıcında yenilikler getirmiştir. Levni'nin getirdiği bakış açısı ve özellikleri kendisinden sonraki sanatçılar tarafından da kullanılmıştır. 18.yy sonu 19.yy. başı ressamlarını üslup açısından etkilemiştir. Levni'den sonra Batı resim özellikleri iyice kendini göstermeye başlar. Bu da Türk minyatür sanatının sonunu hazırlamıştır. Batı anlayışına göre resim yapma çabaları sonucu Türk resminde yeni bir dönem başlamıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
Hürriyet Gazetesi 10 Eylül 2001, Pazartesi






[ Geri Dön ]

Makaleler

Copyright © Gönderen: Osmanlı Araştırmaları - (10290 okuma)

 
 

Encyclopedia ©

Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.162 Saniye