0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 24 ziyaretçi ve 1 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Baharın Sesi
Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Soyut Denemeler 1
Soyut Denemeler 2
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad

















Ottoman History Writing



Osmanlı''da Kul (Devşirme) Gerçeği



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

 
  XIX. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM


Sayfa: 1/2

Ebubekir ÇINAR


GİRİŞ
Osmanlı Devleti, XIX. yüzyıl’a geldiğinde devletin yıkılma süreci hızlanmış devlet dünya siyasetinde var olma mücadelesine girmişti. Bu amaçla içeride ve dışarıda olup bitenler konusunda çalışmalar yapılmış gereken önlemler, eldeki mevcut imkânlarla alınmaya çalışılmıştır. Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletlerinden geri kaldığını anlaması savaşlarda aldığı acı mağlubiyetle ortaya çıkmıştır. Buna ilave olarak içeride cereyan eden siyasi, sosyal, ekonomik ve dini çöküntü, devlet adamlarının, ülkede gidişatın hiçte iyi olmadığını anlamasına yardımcı olmuştur. Devlet, içerideki çöküntünün en büyük nedenini, cephede alınan yenilgilere bağladığı için, askeri alanda çeşitli eğitim kurumları açma zorunluluğu duymuştur.
Osmanlı Devleti’nin eğitim hayatında radikal değişiklikler, ancak XVIII. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanmıştır. Bundan dolayı Devletin eğitim politikası, XVIII. yüzyıldan önce ve sonra olmak üzere iki devrede incelenmektedir. XVIII. yüzyıldan önce izlenen eğitim politikasına,“Geleneksel Eğitim Politikası”; XVIII. yüzyıldan itibaren izlenen eğitim politikasına ise “Batı Tesirinde Osmanlı Eğitim Politikası” denmektedir. Teosantrik (din merkezli) nitelikli geleneksel eğitim politikasının hakim olduğu dönemde Avrupa kültür ve medeniyetine karşı belirli alanlarla sınırlı ve selektif, adeta kapalı bir kültür politikası izlenmiştir. Osmanlı Devleti’nin Batıya yönelik tutum ve davranışlarında radikal değişiklikler, Osmanlı ordularının Avrupa orduları karşısında yenilgiye uğramasının da tesiriyle ancak XVIII. yüzyılın başlarında meydana gelmiştir. Bu yüzyıldan itibaren izlenmeye başlanan eğitim politikasının şekillenmesinde rol oynayan hakim faktörler Batı kaynaklıdır. Önce askeri eğitim ve teşkilat alanında olmak üzere, Avrupa kültür ve medeniyetine açılmaya başlanmıştır. Yaklaşık bir yüzyıl sonra da sivil eğitim, devlet ve hükümet teşkilatları alanında Avrupa kültür ve medeniyetine açılmıştır .
XIX. yüzyıl da açılmaya başlanan Batı tesirindeki sivil eğitim kurumlarının askeri alanda fayda sağlayacak nitelikte olması dikkat çekicidir. Osmanlı Devleti Batı karşısında gerilemenin ilk sebebini askeri alanda alınan başarısızlıklar olarak gördüğü için, açılmakta olan sivil okulların, orduya fayda sağlamasını amaç edinmiştir. Bu nedenle 1734 yılında Üsküdar’da Hendesehane,1826 yılında Tıphane-i Amire-i Cerrahhane-i Mamüre ve Kız Sanayi Mektepleri açılmıştır. Bu okullarda öğrenim gören gençlerle, ordunun Mühendis, Doktor ve askeri malzeme ihtiyacı giderilmeye çalışılmıştır.
Askeri eğitim amacıyla açılan okullar zamanla sivilleşerek Devletin birçok yerinde açılmaya başlanmıştır. Okulların niteliği, halkın derinden ihtiyaç hissettiği mesleki ve teknik eğitime doğru gitmektedir. Bu amaçla baytarlık, aşı memurluğu, bağcılık, ebelik, öğretmenlik, terzilik vb. okullar XIX. yüzyıl boyunca açılmaya devam etmiştir. Bu okullarda eğitim alan öğrencilerin bir çoğu okur yazar değildi. Okuma, yazma bilmeyen öğrenciler için özel okuma,yazma sınıfları açılmış,öğrencilerin okur,yazar olmaları sağlanmıştır.Okullardan mezun olan kişiler devlet eliyle işlere yerleştirilmiştir.
Osmanlı Devleti XIX. yüzyıla gelinceye kadar meslek ve sanat eğitimini geleneksel olarak sürdürmüştür. Meslek daha çok aile içinde ve küçük atölyelerde öğretilmiştir. Meslek erbapları, kendi iç mekanizmalarını harekete geçirerek gelişmelerini sağlamaya çalışmışlardır. Meslek dalları kendi teşkilatlarını kurarak dayanışma sağlamışlardır.Ülkede üretim faaliyetlerinin aksamaması, tüketicinin korunması için iç mesleki eğitime önem vermişlerdir. Ahilik ve Lonca teşkilatları bu ortamda, XII. yüzyıldan itibaren ortaya çıkmışlardır. Bu meslek kuruluşları kendi çerçeveleri içerisinde eğitimlerini çok disiplinli bir şekilde sağlamışlardır.

I.BÖLÜM
EĞİTİM ve MESLEKİ EĞİTİMİN TANIMI
Eğitim kavramı ile ilgili olarak yapılan tanımlar büyük bir çeşitlilik gösterir. Platon’a göre eğitim, bedene ve ruha jimnastik ve musiki vasıtasıyla elverişli olduğu olgunluğu vermektir. Kant için eğitim, insan tabiatındaki bütün kabiliyetlerin işlenmesi, insanın mukadder gayesine ulaştırılmasıdır. İngiliz Lock daha mütevazıdir; eğitimin vazifesi insanı kendi mesleğinde hünerli hale getirmektir .
Hilmi Ziya Ülken eğitimi “her toplumda değerler ve kurumların erişkin kuşaktan yeni yetişen kuşağa geçmesini sağlayan en yaygın toplum görevlerinden biri” olarak tanımlar. Mümtaz Turhan’a göre eğitim, bütün bir kültürün muhtevasını bir nesilden diğerine aktaran bir süreçtir. Genç nesiller toplumun düzenine, örf ve adetlerine bu sistem sayesinde alıştırılmakta ve onu ideallerine, değerlerine görüş ve zihniyetine göre yetiştirilmektedir. Ziyaedin Fahri Fıdıkoğlu,1943’te yazdığı “”Milli Terbiye Meselesi” adlı makalesinde (terbiye) eğitim kelimesinin kökeninin Türkçe olmamasına rağmen Türkçeye girmiş ve Türkçeleşmiş olduğunu ve şu anlama geldiğini belirtir:”Tabiatın ham olarak verdiği şeyi haslaştırmak, o şeyi temayüllerimizin, tecrübe ve aklın gösterdiği istikamette düzene sokmak.”Daha sonra halkın bu manayı genişlettiğini örneklerle açıklar .
“Eğitim bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir.” Bu tanımda yer alan “kasıt”sözcüğüyle, eğitimin planlı değişmeleri içerdiğini ve rastlantılara bırakılmadığını;“istendik” sözcüğüyle ise, her türlü değişmenin değil, toplumun istek ve idealleriyle, beklentilerine uygun düşen davranış değişiklikleri kastedilmektedir.“Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ifadesi ise, öğrencinin yaparak yaşayarak öğrenmesini ifade etmektedir . Bir meslek alanında başarılı olarak çalışabilmek için, gerekli olan davranışları kazandıran eğitime mesleki eğitim denir. Mesleki eğitim okulları, mesleğe hazırlayan okullardır. Teknik, matematiğin ve müspet ilimlerin, insan ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tabiata tatbiki demektir. Başka bir ifade ile insanın tabiat kuvvetlerinden faydalanması veya tabiatı kendisine ram etmesidir. Teknik, bir manada, insanın tabiata galip gelmesi demektir .İlmin, hakikati arama zevki dışındaki pratik mahsulleri teknikte görülür. Teknik, insanın tabiat kuvvetlerinden faydalanmasını sağladığı gibi günlük hayatımıza giren çeşitli aletlerle de yaşayışımızı kolaylaştırır. Batılı, ilimdeki üstünlüğünü teknikte göstermiştir .
Mesleki ve Teknik eğitim faaliyetleri, toplumun ihtiyaçları, bireyin kabiliyetleri sonucunda ortaya çıkar ve gelişir. Devlet bu durumu göz önüne alarak toplumun ve bireyin beklentilerini karşılamak amacı ile mesleki ve teknik eğitime yön verir, destekler. Bir toplumda meslek dallarının gelişmesi için öncelikle mesleki eğitim kurumlarına önem verilmelidir. Mesleki eğitimde koordinasyon, okul ve işyerinde olur. Okul ve işyeri meslek dallarında kişiye uzmanlık kazandırır.
Eğitim kurumları da diğer sosyal kurumlar gibi toplumun ihtiyaçlarına cevap verdikleri sürece yaşamışlar, bu fonksiyonlarını yerine getiremedikleri zaman ya değişikliklere uğramışlar ya da yerlerini yeni kurumlara terk etmişlerdir. Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarındaki eğitim kurumları bir müddet için toplumun ihtiyaçlarını karşılamış, fakat XVI. Yüzyıldan itibaren değişen dünya şartlarına ayak uyduramamışlar, hatta kuruluş yıllarında teşkilat ve programlarını da bozdukları için toplumun ilerlemesine engel olmaya başlamışlardır. Bu durum karşısında, medrese sistemine dayanan bu eski eğitim teşkilatlarının yanında yeni modern eğitim kurumlarının açılması bir zaruret halini almıştır. Yakın tarihimizin batılılaşma ya da modernleşme devri diye isimlendirilen dönemi içinde cereyan eden bu eğitim reformu çabalarına genellikle eğitimi modernleştirme hareketleri diyebiliriz .
Gelişen Batı teknolojisi karşısında her konuda manevra kabiliyetini kaybeden devlet, bu duruma eğitimli insan gücü ile son vermek istemiştir. Osmanlı Devletinde modern eğitim kurumları XVIII. yüzyıl sonları ile XIX. yüzyıl başlarından itibaren kurulmaya başlanmıştır. Bu eğitim kurumları içerisinde mesleki ve teknik eğitim veren okullar önemli bir yer tutmaktadır. Osmanlı Devletinde mesleki ve teknik eğitim XIX. yüzyıla kadar daha çok Ahilik ve Lonca Teşkilatları vasıtasıyla sağlanmaktaydı. XII. yüzyıldan itibaren Osmanlı sanayisi için önemli bir görevi yerine getiren bu teşkilatların işlevini kaybetmesi devletin mesleki, teknik ve dolayısıyla ekonomik gücünün sarsılmasına neden olmuştur. XVIII. yüzyıla gelindiğinde ise meslek ve sanat okulları Batı etkisinde kurulmaya başlanmıştır.
XIX. yüzyılda Osmanlı Devletinde Mesleki ve Teknik Eğitimi incelerken, Osmanlı da mesleki ve teknik eğitimin kökeni olan Ahilik ve Lonca Teşkilatlarına da yer vermek istedik. Bu amaç doğrultusunda Ahilik ve Lonca Teşkilatlarının, Anadolu da kuruluşu, bu teşkilatlarda verilen mesleki ve teknik eğitimi inceledik.




Sonraki Sayfa (2/2) Sonraki Sayfa

[ Geri Dön ]

Makaleler

 
 

Encyclopedia ©

Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.281 Saniye