0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 17 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad











Ottoman History Writing



Nuruosmaniye Kütüphanesinde Bulunan Bazı Kazasker Ruznamçeleri



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

Vatan Savunmasında Bediüzzaman ve Talebeleri


Bediüzzaman Said Nursi'nin Birinci Dünya Savaşı'nda Ermeniler ve Ruslarla Çatışmaları ve Esaretine Dair Bazı Vesikalar

Some Documents on the Fights of Bediüzzaman Said Nursi during the First World War against the Armenians and Russian and on his Slavery

 

Dr. Selim SÖNMEZ

 

Giriş

Said Nursi, 31 Mart Olayı'ndan sonra İstanbul'da kalmayarak Van'a gitti. Burada iken Doğu'daki aşiretler arasında dolaşarak o yıllarda zihinleri karıştıran, hürriyet, meşrutiyet ve azınlık hakları ile ilgili çeşitli soruları cevaplandırdı. Daha sonra Şam'a giderek, ileriki tarihlerde Hutbe-i Şamiye adıyla neşredilecek olan Şam hutbesini verdi. Bu hutbesinde İslâm toplumlarının yaşadığı problemlere dikkat çekerek çözüm yolları üzerine çeşitli tekliflerde bulundu. Bilahare İstanbul'a geçerek Sultan Reşad'ın Rumeli seyahatine Doğu Vilayetleri adına katıldı. Bu sırada Doğu Anadolu'da bir üniversite yapılması için padişah nezdinde girişimlerde bulunarak, Edremit'te üniversitenin temelinin atılmasını sağladı. Bu arada, dünyadaki genel siyasi dengelerin değişmeye başlamasını hissederek, talebelerine "hazır olunuz, büyük bir musibet ve felaket bize yaklaşıyor" diyerek gelişmeler için hazır olmalarını istedi.1


(Devamı... | 37099 byte kaldı | Puan: 4.42)
Cem Sultan (1459-1495) “Osmanlı Şehzâdesi”


Fatih Sultan Mehmed’in üç oğlundan en küçüğü olarak 22 Aralık 1459’da Edirne’de Çiçek Hatun’dan dünyaya geldi.

1469 yılında; on yaşına geldiğinde Kastamonu’ya vali olarak gönderildi. Ağabeyi Şehzade Mustafa’nın ölümü üzerine (1474) Karaman valisi olarak atandı. Babası Fatih Sultan Mehmed’in vefatından sonra (1481) Amasya valisi olan ağabeyi Bayezid ile taht mücadelesine girişti.


(Devamı... | 15966 byte kaldı | Puan: 0)
Bir Babanın Yürek Yangınları


Bir sihirli söz düşünün, kılıç olup başlarda gezen, yine aynı söz ki tek hamlede savaşlar kesen. Ne taht bırakan, ne baht, kendinden gayri. Ama kader ağlarını o sözün sahibine öyle bir örüyor ki, o meş'um kelime zaman geliyor evlâtlarının başını gövdesinden alıyor. Kendi diliyle yağ ile balını ağulu aş ediyor efendisine.

Hiçbir Osmanlı padişahına nasib olmamış olan 46 yıl gibi uzun bir süre cihana hükmeden Muhteşem Süleyman, ne yazık ki bu yarım asırlık dönemi, acıların en büyüğü olan evlât acılarıyla geçirmiş, sekiz oğlundan yedisinin ölümüne şahit olmuştu. Bunlardan Murad, Mahmud ve Abdullah henüz çocuk yaşta gözlerini hayata yumarken, nur-i ayini şehzadeler güzidesi Sultan Mehmed ile, ömrünü sırtına yüklediği gam yükü ile geçiren Cihangir, gençlik çağında hayatının baharında toprağa gark olan taze fidanlar misali göçüp gitmişlerdi.

Ulu Sultan, geriye kalan oğullarından yüce gönüllü yiğit alperenler, Mustafa ve Bayezid'in öldürülmesi için nişan-ı şerif-i alişan hükmünü kendisi vermek zorunda kalmıştı da, koca cihanın mülkü en gerideki tek oğlan Sarı Selim'e kala kalmıştı.


(Devamı... | 20227 byte kaldı | Puan: 4.64)
Mahalleli


Mahalle bir sosyal olguydu bir zamanlar.

Apartman adı verilen beton yığınlarına hapsolmadan önce ruhumuz.

Sınav denilen adı batası bir maratonun anaforuna kapılmadan…

Dersane kapılarında telef olup gitmeden önce çocukluğumuz.

Delisi, afilisi, şadırvanlı camisi, bakkalı, kasabı, ustası, çırağı ile bir bütündü mahalle.

Çıkmazdı sokakları.

Kapı önü sohbet yeriydi komşuların.

Oyun alanıydı çocukların.

Halı saha adı verilen yapay mekanlarda iki kale arasına meşin yuvarlağı sokmaktan başka oyunları olmayan apartman çocukları gibi değildi mahallenin çocukları.

Ne oyunlar vardı mahallelerde oynanan!

Oğlanlar çelik çomak, hacıyatmaz, birdirbir, uzun eşek, bilye, topaç; kızlar ise yakar top, seksek, istop, yedi kiremit, ip atlama, evcilik, bezirganbaşı, mendil kapmaca, üç taş, dokuz taş oynarlardı.


(Devamı... | 3642 byte kaldı | Puan: 4.20)


Aşına İşine Eşine Sahip Çık




Türkiye'yi yönetenlerin yeterli tarih bilgisine sahip olduklarına inanıyor musnuz?

Evet
Hayır



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy 9268




osmanlıya ilişkin yayınla
[ osmanlıya ilişkin yayınla ]

·Koca Sinan
·Şamlı Adı Hakkında
·Bir aferin çok görülmüş!!!
·Pedro'nun Zorunlu İstanbul Seyahati
·GRIGORIOS'UN GİZLİ MEKTUBUNDAKİ ÎTİRÂF
·PEÇEVİ TARİHİNDEN SİGARA BELÂSI
·Tarihçi yargıç değildir
·Osmanlı Seramiklerinin Görkemi
·Mucebince Amel Oluna









Go To Project Gutenberg



Bilgilerimizi Yoklayalım
Crossword
Boşluk Doldurma



Osmanlı popüler materyalizmi



Bad Tımes And Better Self. Defınıtıons Of Identıty And Strategıes For Development In Late Ottoman Hıstorıography (18501900)


Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.326 Saniye