0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 8 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad











Ottoman History Writing



Nuruosmaniye Kütüphanesinde Bulunan Bazı Kazasker Ruznamçeleri



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

Makaleler: 3. Bölüm : Nazlı Budin

Anonim writes "

İsmail Tosun Saral
Em. İş Bankası Müdürü
Türk-Macar Dostluk Derneği Yönetim Kurulu üyesi

Budin Kalesinin Hâkimleri: Evvelâ 1073 (1662) tarihinde Tuğrakeş (Tuğra çekmeye selahiyetli) üç tuğlu vezir hâkim İsmâil Paşadır ki, Süleyman Hân kanunu üzere hası sekizyüz seksenbin akçedir. Cebelileri ile birlikte 4000 asker beslemesi kânundur. Senede adâlet üzere ikiyüz kese malı olur. Amma cürum ve cinayet ve cezâları ve bedava hediyeleri ile üçyüz keseyi bulur. Amma adalet yeridir. Çünkü Kızıl Saray duvarına Sultan Süleyman kendiyazısı ile:
Gaaziler meskenidir, bunda beyim gayr olmaz
Bunda zulm eyleyenin âkibeti hayr olmaz.
Yazıp, altına da “Bir saat adâlet, yetmiş senelik ibâdetten hayırlıdır.” Hadis – i şerifini yazdırmışlardır. Mal defterdarının hası 10553 akçedir. Zeâmet kethüdâsının hası 10324 akçedir. Tımar defterdarı kethüdâsının hası 12899 akçedir. Defter emini, defter kethüdâsı, çavuşlar emini, çavuşlar kethüdâsı, çavuşlar kâtibi, gedikli defter kesedârı, tarihçi efendi, mahlûl kâtibi, rüznamçeci, muhasebeci ve kaleler tezkerecisi, nişancı, mukaatacı, şehir emini, gümrük emini, müfettiş efendi ve şehir kethüdâsı, kaleler yoklamacı ağası vardır. Budin eyâletinde zeâmet erbabı olarak ikiyüzseksenyedi, tımar erbabı olarak 2391 kişidir. Alaybeyisi, çeribaşısı, yüzbaşısı, asker sürücüleri, kırk ağalıkları vardır. Bu zeâmet ve tımar erbabının üçbin akçede bir cebelileri ile tamamı onikibin seçme silâhlı asker olur.
Budin Eyâletinin Sancakları: Budin, Sirem, Semendire, Seksar, Şimontorne, İstoni Belgrad, Estergon sancaklarıdır. Novgrad sancağı şimdi Macarların elindedir. Amma köy ve askerleri Osmanlı eline geçmiştir. Bu sancaklarda onikibin silâhlı asker hazır olup, bir işârette Budin’in imdadına gelirler.
Budin’in Komşu Vilayetleri : Bu sancaklardan başka Eğri, Varad, Tameşvar, Bosna, Kanije eyâletlerinde 26000 bahadır yiğitler hep Budin muhafazasına gelüp, Kile sahrasında sekiz ay muhafaza etmeleri kanundur. Packa ve Lacka vilâyetlerinden de on bin askerin Budin imdadına gelmesi kanundur. Bu adı geçen vilâyetlerde bir yer boşalsa veyâ azl olunsa sancak beyiklerini bile Budin veziri tuğra çeküp, adamına verür. Şeriat hâkimine gelince beşyüz akçe mevleviyettir. İstanbul’dan gelme sırmalı keçeli, muhzır başısı, çavuş ocağından kethüdâsı, yeniçeri ocağından çuhadarı ve pazara gideni, yüz adet adamları, kapı nâibi, muhtesib nâibi, şehir içinde iki adet nâibi, yedi dış nâibleri olup, halk önünde dâvâ görürler. Mollasına her sene adâlet üzere her hüccete yirmidört akçe almak şartıyle onbin kuruş mahsul elde edilir. Tamamı yirmibir kaza ve binaltmış köydür. Budin eyâletinde üçyüzaltı parça kale ve palanga vardır. On sancak yerde 3900 mâmur köyü vardır. İçinde bulunan hristiyanlar Budinli’ye haraç verirler. Eyâletinde 600.053 reâya haraca kaydolunmuştur. Doğuda Yanık kalesine varıncaya kadar Budin sınırı, uzunluğu doğudan batıya kırkyedi konak olup, Yanık kalesi Almanya’nın hududunun başıdır. Güney tarafından yirmi konak Sava ve Boyana nehirlerine varıncaya kadar Bosna eyâletiyle sınırlıdır. Güneybatıda dört konak olan Kanije kalesi yakınında ve Morava nehri kenarında Zirinoğlu ile hududdur. Batıda Paluta ve Çuka kaleleri yakınında Nemse vilâyeti ile komşudur. Kuzeyde iki konak olan Estergon kalesi Tuna kenarında olup, öte tarafı Orta-Macardır. Poyrazda üç konak aşırı Eğri vilâyeti, doğuda üç konak ötede Tise nehri kenarında Segedin kalesi yakınında Tameşvar eyâleti vardır.
Budin eyâleti boydan boya çok geniş olup, mukataacısının defterinde yazıldığı gibi her sene Budin kukkarının mevâcibi 4060 kesedir. Şeyhülislâmı, nakibüleşrafı, müfettiş efendisi, kapıkulu, yeniçeri dizdarı, sipâhi kethüdâ-yeri, üç oda kapıkuluna hükmeden turnacıbaşı, cebeciler ağası, yerli yeniçeri ağası vardır. Altmış adet muhteşem çorbacıları vardır. Yeniçerileri çeşitli çuha, dolama ve yaldızlı üsküfler giyerler. Cadde üzerinde muhteş em odaları vardır. Heybetli olsun diye gayet itina ile döşenmiştir. Asesbaşısı, yerli subaşısı, çavuşlar ağası, 3000 adet başları mücevher zilli ve telli divan çavuşları vardır. Sağ kol ağası, sol kol ağası, yerli topçubaşısı, cebeciler ağası, kumbaracıbaşı, barutçubaşı, mühimmatbaşı, mimarbaşı, topdökücübaşı, kale mehretbaşı vardır. Bir hâkimi dahi Tuna kapudanıdır ki, başkaca sancak, bayrak ve tuğ sâhibidir. Elli iki parça fırkatelere 2000 adet kapudan kulları dolup, Tuna üzerinde Prag ve Belgrad’a gidinceye kadar hükümet edüp, düşmana haydutluk ettirmezler. Alâ kupadanlıktır. Bir hâkimi, muhtesib ağa olup, bütün erbabına zâbittir. Bir hâkimi de baç memurudur ki, gelip geçenin malından Pazar bacı alır. Çetebaşı dahi başkaldırmak zamanında üçyüz kişi ile düşman memleketine gidüp, dil ve esir getirirler, iş anlatırlar. Kalafatçı başı dahi, kapudanla beraber gemileri kalafat ederler.
Kalenin Yeri : Tuna’nın batı kenarında bir yüksek tepe üzerinde kayalar üzerinde doğudan batıya uzunca olup, Nemçe krallarından biri tarafından yapılmış imiş. Gülbaba’nın bulunduğu yerden bakılsa bademsi görünür. Amma Gürzilyas Baba dağından bakılsa güyâ Osmanlı baştadra kadırgası gibi görünür. Güyâ Kızılhisar tarafı kadırganın yüksek kıçıdır. Kale ortasınfdaki çarşının iki tarafındaki dükkânlar kadıganın sağ ve solundaki mangalaradır. Ortasındaki ulu yolu, kadırganın başındaki karine gibidir. Ulama Paşa kulesi yoluna doğru kadırganın kabalığı gibidir. Velhasıl kadırgadan farkı yoktur. Etrafı onbin adımdır. Kızıl Saray’dan tâ ova kapısına kadar iki kat kalın ve sağlam duvardır. Geride kalan yerleri yalın kat duvardır. Duvar üzerinde iki araba yan yana gidebilir. Atları ile cirit oynamak mümkündür. Çünkü bu hakirin ayağı ile elli ayak kadar enlidir. Batı tarafında hendeği yoktur. Olması da mümkün değildir. Çünkü o tarafı safi kesme yalçın kayadır. Ama Bec (Viyana) kapısından dış kalenin bin adım yeri derin ve geniş kesme kaya hendektir. Bu orta kalenin etrafı bin adımdır. Duvarında doksan adet san’atlı kuleler vardır ki her birinin ayrı adları ve nöbetçileri vardır. Yine bu kuleler arasında onyedi adet büyük tabyalar vardır ki, her birine biner adam sığar. At meydanı kadar geniş tabyalardır. Her kule ve duvarları, bir daha kuşatılırsa top danelerinden duvarlar yıkılmasın diye bütün tabya duvarlarını kablumbağa arkası gibi içeriye eğri yapmış. Top güllesi gelse kayarak sekip gider. Asla duvara tesir etmez. Bu tabyaların hepsinin ayrı adı vardır. Ali Paşa tabyası iki kattır. Karakaş Paşa, Bali Paşa, Süleyman Paşa, Sarı Kenan Paşa, Siyavuş Paşa, Kara Murad Paşa tabyaları hep başka türlü süslenmiş tabyalardır. Her birinde on, onbeş adet, yedi başlı ejder gibi kırmızı çuha çullu çulyıutmaz, kundaktutmaz, balyemez, amanvermez topları vardır. Her Cuma günü bu tanbyalar üzerinde flandıra alem ve bayraklar dikilip, her birinin nöbetçileri duâ edüp, gülbeng – i Muhammedî çekerler. Her tabyanın yer altında olan temeli kaya üzerinde olup, temellerinin altı boştur. KUşatma sırasında lâğım gelmesin diye hep böyle temeller boşaltılmıştır. Bir çok sokaklarda saçma toplar vardır.
Orta Kalenin Kapısı : Yedi adet yeni demir kapıdır. Lodos tarafından (Ovakapısı), üç kat olup, çetin eğri büğrü yollu demir kapılardır. Her kaoının iki tarafında büyük balyemez ve zoruna durulmaz toplar vardır. Kapılar arasında çeşitli cephâneler ve silâhlar, gözcüler ve bekçiler hazırdır. Hatta gece ve gündüz gözcüleri ellerinde tüfenkleri hazır ve fitiller aynıp, bir feryada bakarlar. Bu kapının dışında kaya gibi bir tabya vardır ki, Gürcü Kenan Paşa başlayıp, üç adım kadar yerden yukarı çıkmış ama yarım bırakmış. Tamam olsa idi, Budin kalesi taze hayat bulurdu. Çünkü bu tarafa karşı bağlar içinde Mohabat bayırı bir hayli havâledir. Büyük burçları tamam olsa, kalenin yarısında olan Bârusunun yarısını korurdu. Ama etrafı ikiyüz adım sağlam tabya temelidir. Orta Hisar’ın batıya, Gül Baba’ya açılan (Beç Kapısı) vardır ki, kat kat demirdendir. Bu kapıların araları tolus kemerdeir. Asla gök görülmez. Temmuzda kış gibidir. Kapıların araları ellişer germe levent adımıdır. Her kapı üzerinde olan kemerlerde çeşitli hilelerle yapılmış kalın demir kafeslerin aşağıları mızrak ve şişlerle hazır zincirlere asılmış demir kafeslerdir ki, hücum sırasında düşman üzerine bırakırlar ki, nicelerine şişler saplanıp, yolları kapanır. Daha çeşitli silâhlardan demir zırh, külâh, togolga, başlık, şiş, mızrak, habe, balta, zemberek, tüfenk gibi şeyler vardır. Üçüncü kuşatmada düşman bu kapıdan yürüyüş yapıp, kaleyi istilâ edecekleri sırada Yahudiler evlerine birer parça sülümen (bir nevî zehir) ve sıçan otu alıp,
“ Düşman kaleye girerse zehiri yalâyalûm, ulelûm mi, yoksa kurtulâlûm mi ?” diye Yahudi lehçesi ile söyleşirlerdi. Hâlâ Budin Yahudiler arasında “ yalâyalûm mi ? “ darb-ı meseldir. Bu Bec kapısının iç tarafında düşman zamanından kalma içine adam sığar bir top var. Düşman içeri doğru yürüyüş edüp, gelirken hemen bir Yahudi bu topu ateş edince hemen bu kapılar arasında sıkışık duran kâfirlere isabet ettirip, bizzat hiristiyanların anlattığına göre binlerce seçme hiristiyan askerini yere sermiştir. Hâlâ bu yüzden Budin Yahudileri bütün vergilerden affedilmişlerdir. Bec Kapısının iç yüzünde kat kat kâgir binalarda otururlar. Amma Macar, Nemse, Çehlilerin bu yüzden dolayı ellerine bir Yahudi geçse cızır cızır kebap ederler. Hâlâ bu topun yanında dört adet balyemez topları vardır ki, her biri bir kale değer. Bu Bec Kapısı, aşağı varoşa işleyen cadde olduğundan gelip geçenler seyretsinler diye Bağdad fâtihi Sultan Murad altı adet zincir kalkanları birbirine yapıştırıp, bir mızrak ile öyle vurur ki, altı adet kalkanın öbür yanından iki kariş çıkar. Hâlâ o kalkanlar bu Bec Kapısının iç yüzündeki kemerlerde zincirlerle asılıdır. Bu beğenilen vuruşa Cevrî Çelebi şu târihi yazmıştır:

Sıdk ile Cevrî duâ edüp dedi târihini
Kuvvett – i bâzu – i sultânı ide mevlâ füzan

Bu kalkanların yanında Gazi Gürz İlyas Baba’nın mızrak ile deldiği bir pulluk demiri, yüz okka gelir gürzü, onaltı evli sâlibkıranlar salığı vardır. Bu salığın her tânesi onar okka gelir. Yine bu Orta Kalenin Tuna’ya bakan tarafında (Kafesli Kapı) vardır. Küçük dar bir kapıcıktır. Araba ve at girüp, çıkamaz. Bu kapıdan aşağı büyük varoş kalesine taş merdivenle inilir. Amma gayet çetin kapıdır. Buna (Uğrun Kapı) dehi derler. Yaya adamların yoludur. Yine bu Orta Hisar’ın (Saray Kapısı) vardır ki, bütün divan erbabı, bu kapıdan girüp, paşa sarayına gider. Kuzeye açılan iki kat sağlam ve demir kapılar vardır. Bu kalabalık kapıdan aşağı inilir. Yine kuzeye açılan Tophâne Kapısı vardır. Bu kapıdan, at güçlükle çıkar. Ama araba girüp, çıkamaz. Çünkü bu tarafı on ayak taş merdivendir. Ki, aşağı varoşa bu kapıdan inilir. Tuna’ya bakan Peşte ve Keçgemed sahraları görünen bir mesiredir. Burada bir kapı da Tophâne Meydanına giden geniş bir ağaç kapıdır. Bu kapıdan Bali Paşa Meydanına ve Kızılelma Sarayına gidilir. Doğuya bakan bir kapı vardır. Bu kapıya yakın sağ tarafta Küçük Hisar Kapısı, doğuya bakan cadde değil bir küçük kapıdır. Bu yedi adet orta kale kapılarının içinde âyân ve hânedan sarayları vardır ki, hepsi 1060 adet beşer, altışar katlı renkli büyük binalardır. Nice defalar kuşatmalarda büyük yangınlarda mahvolup yne mamur edilmişlerdir.
Orta Hisar Sarayı: Bu Orta Hisarın kuzeyinde kale duvarı üzerinde Tuna’ya, Peşte ve Keçgemed sahralarına bakan pencereli, balkonlu bir küçük divanhâne vardır. İkiyüz adet daracık odalı, dar bir avlulu, bir hamamlı, bahçesiz saraydır. Hatta Kara Murad Paşa bu saraya sığmayıp, genişletip, tâmir ettirmiştir. Divanhânesinin târihi:

Eyâ ey memleket-pirâ, beşâret ehl-i islâma
Mübârek Bâd ve ferah bâd hürrem hemçünin bâdâ
Hudâ dâd eyleyüp, nazma dedi vecdi âna târih
Adâletle Murad Paşa sarayı eyledi ihyâ
(1065)(1658)

Gerçi bu sarayı Murad Paşa genişletmiştir amma Budin’e göre bu saray dardır. Bütün odaları kale duvarı üzerine yapılmış dünyayı seyreder ve havadardır. Bundan öte Paşa Kethüdâsı Sarayı vardır. Yeniçeri odaları da mükelleftir. Çarşı ve pazarın her iki tarafında kat kat eski konaklar vardır. Her sarayın altında birer kat mahsen bulunur. Kuşatma sırasında top güllelerinden kurtulmak için yer altına girerler.
Budin’in mahalleleri arasındaki konaklar Sultan Süleyman’ın fethi sırasında öyle mâmur ve süslü imiş ki, bütün çarşı ve pazarı, bütün konakların baştan başa balkon ve pencereleri billur ve necef gibi camlar ile, bütün duvarlarının yüzleri ve damları mâvi kurşunla süslenmiştir. Sarı prinçten teneke, kırmızı bakır, tahta ve kalaylı tenekeler ile örtülü evlerdir. Bütün nakışlı evlermiş. Ama hâlâ o garib, acâib nakışlı bazı evlerin kapılarında ve duvarlarında yüzlerce çeşit garip şekiller ve san’atlı timsaller vardır. Bu şehrin her köşe başında karşı karşıya üçer dörder kat kalın pranga demir zencirler çekilirmiş. Hâlâ yerleri bellidir. Her köşe başında olan evlerin kemerleri vardır.
Bu Orta Hisar’ın Paşa Sarayı’ndan çıkılup, kıble tarafına üçyüz adım gidüp, Tophâne Meydanı Kapısı’na varılır. Birer çeşit yalvan meşe direklerinden ağaç kan’atlı sağlam kapılardır. Bu sağlam kapıdan içeride temiz ve büyük bir meydan etrafında toplar dökecek kârhâneler ve tophâneler, humbarahâneler, cebhâneler vardır. Damlar altında elli parça balyemez toplar vardır ki, her biri birer Rûm haracı değer. Elli parça şayka topları vardır ki, içlerine adam sığar. Bunlardan başka kolomborne, darbezen, havan, şâhî, domuzayağı, makas, mekik, moşkat, kazan ve humbaraları nice bin nevileri dağlar gibi bu meydanda yığılıdır. Bu meydanı görmeyen ve bu tophâneye bakmayan dünyada bir şey görmüş sayılmaz. Hatta bu Tophâne Meydanı önünde iç kale hendeği üzerinde bu meydana bakan maşgal deliklerinde hazır duran toplar vardır ki, her biri yedi başlı ejdere benzer. Eğer Orta Hisar’ı düşman alırsa bu toplar iç kaleyi muhafaza eder.
Budin’in İç Kalesi : Bu Tophâne Meydanından iç kale hendeği üzerinden taşköprülü iç kale kapısı vardır ki, iki kat sağlam ve müstahkemdir. Dış kapısının üst eşiğinde iki adet arslan resmi vardır ki, görenler çanlı zannederler. Bu iç kalenin iç kapısı arasında cehennemden nişan verir bir zindan vardır. Suçlu ve kanlıları şehir âyânları burada hapsederler.
Bu iç kalenin iki kapısı arası oldukça geniş bir yer olup, bu zindan etrafında her gün bir bölük ağası beşyüz cebe ve cevşene bürünmüş silâhlı kale askerleriyle nöbet bekler. Ertesi gün sabahleyin diğer bir bölük ağası gelir. Bu zindan kapısından içeride asla ev yoktur. Bir geniş vadi olup, Bali Paşa Meydanı diye meşhurdur. İstanbul’daki AT Meydanı gibi demek yeridir. Bu meydanda iki adet top vardır. Ki, acâib şeylerdir. Bir hamam kubbeciği kadar taştan güllesi vardır. Bu meydanın etrafı topçu ve cebeci odalarıdır. Kuzeyinde Bali Paşa Kapısı adı ile bir küçük kapısı vardır, gizlidir ve herkez bilmez. Kuşatma sırasında buradan aşağıya varoşa imdat gidip, gelir. Bu kapıdan aşağıda suluk kapısına kadar iki kat kalr duvarında sağlam ve müstahkem, yer içine gömülü kule ve tabyalar üzerinde Karakolhâneler ve nöbetçi yerleri vardır. Bu Bali Paşa Meydanının kıbleye bakan bir sağlam demir kapısı da vardır. İç kale kapısı olup, içinde bir büyük meydan var ki, Kral Sarayı derler.
Budin’in Kızıl Elma Sarayı : Bu sarayın meydanında beyaz ve yekpâre mermerden bir büyük ve güzel havuz vardır. İçlerinde fevkalâde büyük küpler kadar kabuklu sümüklü böçek tasvirlerini Macar üstâdı, tunçtan öyle dökmüş ki, böçek, kabuğundan boynuzlarını güstermek üzeredir. Tunçtan birer büyük kadehi dahi bir sanat ile bu böçekler üzerine oturtmuştur ki, insan işi değildir. Çünkü bu tunç kadehin içine otuz kırk adam sığar. Kadehin kenarında, akan sulara münasip Macarca beyitler yazılmıştır. Etrafında heybetli ve korkunç çirkin suratlı beyaz dev kellelerinden aşağı mermer havuza yer yer saf sular akar. Hiristiyanlar haçı suya attıkları zaman bunun kenarında zevkle sefa ederler. Bu havuzdan akan sular, meydanın altındaki sarniçlara gidüp, ağız ağıza dolar. Kale ahalisi bunu israf ederek kullanmazlar. Tophâne Meydanı, Bali Paşa Meydanı, hep yer altındaki bu sarnıçların üzerindedir. Etrafında olan imâretlerin ve bu Kızılelma Sarayının yağmurları hep bu sarnıçlarda birikir. Bu havuzun önünde Murad Paşa câmii vardır. Küçük, fakat şirin cesan’atlıdır. Minâresi taştandır. Bu câminin önünde bir kapı daha vardır ki, (Uğrun Kapı) derler. On basamak taş merdivenle aşağı varoşa inilir. Doğrudan kuzeye meyilli bir kapıdır.. Havuzun lodos rüzgârı tarafından, on basamak taş merdivenle aşağı küçük hisara oradan su kalesi yoluna inilir, bir küçük demir kapısı vardır.
Kızıl Elma Sarayı’nın Kapısı : Bu kapının taklarını, sağ sol yüksek ve alçak eşiklerindeki mermer işlerini tarif etsek kitabımızdan kalırız. Bir yüksek kapıdır ki, gûya kapıların kapısıdır. Bu kapıdan içeri girüp, yukarıya seksen basamak geniş taş merdivenle kral divanhânesine çıkılır. Öyle bir büyük divanhânedir ki, felekte misli yoktur. Saf somaki kırmızı mermer üzerine çeşitli renkli nakışlar yapılarak Çin mi’yarhânesine benzetilmiştir. Duvardaki acâib nakışlar, hayret vericidir. Divanhânenin döşemesi çeşitli oymalı mermerlerle yapılmıştır ki, emsalsizdir. Bu büyük konağın bazı yerleri beşer, altışar, yedişer kat Havarnak köşkü gibi olup, her köşkün kubbelerinde birer altın top asılı olduğundan adına (Kızılelma) sarayı derler.
Macar krallarına mahsus olmak üzere kırk ayak merdivenle çıkılan yüksek ve emsâlsiz bir köşk vardır ki dillerde destandır. İçinde oturanlara güneş tesir etmez. Pençereleri baştan başa etraftaki sahralara bakar. Kat kat 340 kadar küçük büyük divanhâneler vardır. Ve her taraftan Kızılelma Sarayı adı ile meşhurdur. Büyük divanhânedeki celî yazı ile târihi şöyledir:

Şâhım, kral bağrın tîr- i gama deldirdin
Ol kâfir – i bedhûya kendi özün bildirdin
Çıktı bir sâhib – i kemâl dedi ana târihi
Şâhım, Kızılelma’yı ayva ile deldirdin Sene 938/1531

Bilgi sahiplerine gizli değildir ki, bu kale bir çok seneler kuşatma görmekle bu saray yıkılmış, yeniden mâmur edilmiştir. Ama ne çâre ki, eski şekline göre mâmur edememişlerdir. Hâlâ sarayda kale ağasından başka kimse yoktur. Sarayın yer altları tüfenk, ok, yay, kılıç, kalkan, harbe, şiş, mızrak, zemberek, barut, hışt, balta, bıçak, kazma, kürek, neft, ve zift ile doludur. Hâzinelerin anahtarı dizdar elindedir.. Her gece akşamdan sonra bu saray yakınındaki mehterhâne kulesinden dokuz kat Osmanlı mehterhânesi çalınıp her geçe ikibin adet neferler sabaha kadar bekçilik ederler. Saatte bir yirmi adet kale ağaları falaka ve değnekleri ile kol dolaşırlar. Bir nöbetçi uyumuş olursa uyandırıp, seksen adet değnek vurarak uykusunu açarlar. Çünkü bu kale bütün hiristiyanların gözündedir. Hatta Budin’i kendilerinin bilerek eskiden Budin’de evi, mal ve mülkü olanları yine evvelki gibi zengin itibar edüp, kız verirler. Yedi kral her an Beç kralına Budin kalesini alalım diye zor ederler. Bu saraya Gürz İlyas dağı pek havâledir. Bu havâlelenin def edilmesi için sarayın kıble tarafı önünde iki kat sağlam kale duvarları vardır. Ve bu tarafta büyük tabyalar üzerinde kırk elli parça uzun toplar mevcuttur. Fakat (Mohabat) bayırı hakikaten hzvâledir. Düşman, kaleyi dâima o taraftan döver.
Orta Hisar’ın İmâretleri : Câmileri yirmibir mihrabdır. Süleyman Han câmii, evvelden sanatlı bir kilise idi. Bu câmiin kıble kapısından mihrabına kadar uzunluğu ikiyüz ayak, eni de yüz ayaktır. Bir minâresi var, eskiden çan kulesi imiş. İkiyüzon ayak yüksek bir minâre olup, hakîr üzerinden Peşte ve Budin sahralarını seyrettim. Bu câmiin iki kapısı vardır. Doğudaki kapı üzerinde san’atlı bir ejderha tasviri vardır ki, gûyâ canlıdır. Ağzını açıp, dudaklarını gerip, kuyruğunu kıvırır durur. Bu ejderha önünde benzetmek gibi olmasın, Hazreti Hızır at üzerinde durup, elinde mızrağı ile ejdere bir süngü vurmakta ve ejderhayı altına alıp, çiğnemektedir. Hatta fetih sırasında Ebüssuud >Heykel haramdır, bunu kırmak gerektir> deyince Süleyman Han gayet nezaket gösterip, >Kimse bu surete bakmasın, müslüman olanlar görmesin ! > diye gerdanından kişmir şalını çıkarıp, bu heykellerin üzerini örttürüp, kırmaktan kurtarmıştır. Fakat bu câmii kâgir kubbeli değildir. Hepsi selvi direkleri üzerine nakşedilmiş bir tavan üzerindedir. Bütün imâretlerinin üzeri mavi kurşunla örtülüdür.
Fethiye Câmii nurlu bir mâbeddir. Evvelki câmiye tamamen benzer. Fakat bu câmiin minâresinde bir büyük çanlı saat vardır ki, bir konak yerden duyulur. Bütün şehir câmileri bu saate göre hareket ederler. Dakika şaşmaz, dürüst bir saattir.
Orta Câmii eskidir. Çarşı içinde olduğundan camâati çoktur. Dört tarafı umumî yoldur. Kiremit örtülüdür, bir minâresi vardır. Saray Camii kilise imiş. Budin vezirleri burada namaz kılarlar. Paşa Sarayına yakındır. Osmanlı tarzında bir minâresi var. San’atlı, mermer döşemeli, temiz olup, avlu kapısı dibinde bir kurşunlu büyük yüksek kubbe içinde (Gaazi Ahmed Bey) gömülüdür. Bu kubbenin üst eşiğinde celî yazı ile târihi şöyle yazılıdır :
Azm – i gülzâr – ı cinan ettikte bâri yâr ola
Evc – i âlâyi bu yıl Ahmed Bey etti âşıyan
Onaltı adet mahalle mescidi vardır. En meşhuru yeniçeri odaları yakınında (Ağa Mescidi) dir. Yedi medresesi vardır. Yeni Medrese Makbul-Mustafa Paşanındır. Dersiâmı İstanbul’dan gelir. Mektebleri de altı tane olup, Fethiye Mektebi, Orta Câmii Mektebi meşhurdur.
Çarşı ve Pazarı : Bu Orta Hisar içinde hepsi üçyüz adet san’at ehli dükkânları vardır. Bedestanı harabtır. Amma şehir içinde her nevî kumaş mevcutur. Hepsinden süslüsü Attarlar Çarşısıdır. Berberlerin dükkânları da süslü ve manzaralıdır.
Beş adet tüccar hanı vardır. Çeşmesi bir tânedir. Bu şehir yalçın bir kaya başında olduğundan sudan aziz hayratı olamaz. Binlerce at yükü Tuna suyunu kırbaçlarla taşıyıp, kale halkını sularlar. Bir tek çeşmesi ise Paşa Sarayı Câmiinin avlusu kapısında Ahmed Bey Türbesi yanında bir musluklu çeşmedir. Suyunu aşağı Tuna’dan usta bir Frenk, bu Orta Kaleye çıkartmıştır ki, san’atına akıllar hayret eder. Tuna nehri kerarında büyük büt kule vardır. O kulede çeşitli çarklar ve dolaplar, çevrildikçe ve çarkların Tuna suyuna tokmakları birbiri ardı üzere vurdukça zorla Tuna suyu küpler içine girüp, yokuş yukarı şadırvan gibi gürleyerek tâ Orta Hisardaki çeşmeye kadar gelüp, sıçrayarak çıkar. Görmeye muhtaç bir san’attır.
Yetmiş beş yerde sebilleri vardır. Süleyman Han Sebili, Ulama Paşa Sebili, Arslan Paşa Sebili, Ağa Sebili, Koca Musa Sebili ve daha nice kurşun örtülü sebillerdir. Kırk adet kesme kayadan hânedan kuyuları vardır ki, eskiden kalmadır. Yüzyetmiş adet yer altı su sarniçları vardır. Damlardan akan yağmur suları sarniçlara girer. Ancak, bir küçük hamam vardır. Suyunu Tuna’dan sakalar getirir. Şehir baştan başa kaldırım döşelidir. Yağmur yağdıkça sokakları sürürür, çer çöpten temizler. Bu Orta Hisarın havası da gayet güzeldir. Kızılelma Sarayından lodos tarafına yokuş aşağı saray altından giderken iki kat sağlam duvarlarrı arasında on adet nefer evleri ve büyük tabyalarını geçüp, aşağı sulu kapısına gelirler. Kapının iç tarafında bir tabya var ki, bütün Budin tabyalarından büyüktür. Ye’cüc ve me’cüc duvarı gibi bir burçtur ki, üstünde beşyüz atlı cirit oynayabilir. En üst kısmında on parça balyemez topları, alt kısmında on adet şayka topları var ki, her birinin içine bir adam sığar. Tabyaya yedi ağa ve yüz adet muhafız asker memurdur. Bu tabyanın yukarısında cehennem kuyusu gibi bir derin ve geniş hendek vardır. Aşağı bakmaya inasan cesaret edemez. Bu tabyanın etrafı Kızılelma Sarayın yüzünü kaplamış bir kat dolma hisardır. Buradan tabakhâne varoşuna bin adımda gidilir. Kapının iç ve dışında zincirlerle asma köprüler vardır. İç tarafındaki hendek içinde yine kesme kayadan merdiven ile yer altından inilir iki su yolu vardır.
(Devamı var)


Not: "

 

· Daha fazla osmanlı şehirleri
· Haber gönderen mehmetipci


En çok okunan haber: osmanlı şehirleri:
Kalelerden Estergon Kalesi




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü






 Yazdırılabilir Sayfa  Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder



Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.321 Saniye