0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 22 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad











Ottoman History Writing



Nuruosmaniye Kütüphanesinde Bulunan Bazı Kazasker Ruznamçeleri



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

Kalelerden Estergon Kalesi

cennetkusu writes " Hazırlıyan: İsmail Tosun Saral
Em. İş Bankası Müdürü
Türk Macar Dostluk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
saraltosun@hotmail.com

1997 yılı Nisan ayında Macaristan’a gittiğimde Estergon Kalesi’ni de ziyaret etmeyi gezi günlüğüne almıştım. Şirin ve güzel Macar köyleri arasından geçerek sonunda en uç noktaya, serhad’de, Türk’ün Batı’da yerleştiği en ileri karakola Estergon’a ulaştık. Hafif kar altında Estergon Kalesi burçlarından Tuna’yı seyrederken sanki yüzyıllar önce de bu burçlarda nöbet tutmuşum gibi içimde tuhaf bir his doğdu.
Estergon’da da bir fatiha okuyarak ecdadımı yâd ettim.
Heyhat ! Ecdadımın başına gelen kaçınılmaz kader bizi de vurdu. Bir süre sonra bizim de ricat vaktimiz gelmişti. Derin bir rüyadan uyandım. Otobüs içindeki rahat ve sıcak koltuğuma oturdum. “Estergon’u vermiş kara bahtlı” ecdadımın aksine gönül rahatlığı içinde dönüş yoluna koyuldum.


Bu çalışmada Estergon Kalesi hakkındaki bilginizi tazeleyerek şanlı tarihimize bir dönüş yapacaksınız, ayrıca bulabildiğim bütün Estergon türkülerini bulacaksınız.

Estergon; Budin’in 50 kilometre kuzeybatısında, Tuna’nın güneyinde, Avusturya, Slovakya, Macaristan sınırlarının birleştiği yerde, Tuna ve Gran nehirlerinin kavşağında şöhretli bir sınır kalesiydi. Almanlar bu kaleye Gran, Macarlar Estergom, Türkler Estergun derlerdi. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1543 yılında fethedilmiştir. Evliya Çelebi ziyaret ettiğinde, 16 mahallesi, 2900 evi, 4 camii, 2 medresesi, bir çok mektebi vardı. Ayrıca asker aileleri için özel evler yapılmıştı. En büyük camii “Mahkeme Camisi” idi ve kapısında şu mısralar yazılıydı :
Adı belli şehidler var yanında,
Kimisi sağında, kimi solunda.
Salâ oldu, namaza başlanıldı,
Muhammed Mustafa’ya vakfolundu.
Şehadet eyledi hep hâsı âmı bittamam.
Bu cami oldu şehidler makamı,
Kabul ola namazlar bittamam.
Hûda makbul ede ânı yapanı. (Kaynak: Evliya Çelebi)
Bu cami Türk çekilmesinden sonra Avusturyalılar tarafından yıktırılarak 1850’lerde yerine büyük bir kilise inşa edilmiştir. Macarlar; “Bu kilisenin kubbesi Roma’daki Sen Piyer Kilisesi kubbesinden sonra en büyük kubbedir” diye övünürler.
Estergon’da Mimar Sinan’ın eseri olan Kızıl Elma Camii de bulunmaktaydı. Bu Câmii içinde bunan hâlis altın sıvanmış bir dolap kapısı üzerinde Evliya Çelebi’nin babası Dergâh- ı Âli Kuyumcubaşısı Derviş Mehmet Zilli Baba tarafından kaleme alınmış şu beyit yazılı idi. (Kaynak: Evliya Çelebi Seyahatnamesi)
Hüsnünün esbâbını hıfzetmeye ey gühertab
Oldular didelerim iki kapaklı dolap.
Kalenin 50 tane balyemez topu vardı. Kale Beyi, Dizdarağaları ve Yeniçeriler Macarlar gibi giyinirlerdi ve gören onları Macar zannederdi. Macarcayı da çok güzel konuşurlardı. Estergon’daki Türk askerleri çok cesur olmakla ün yapmışlardı. Oralarda birisine beddua edilmek istendiği zaman “Estergonlu belâsına uğrayasın!” derlerdi. Kalede üç mehter takımı vardı. Bunlar günde üç defa sıra ile nöbet vuranda, köslerin sesiyle Macaristan ovaları inlerdi.(Kaynak: Osman Yavuz Saral, “Kaybettiğimiz Rumeli” Bogaziçi Basım ve Yayın Evi, 1974)
Tarihçilerimizin “cebîn, menhûs ve muhannes” diye andıkları Koca Sinan Paşa zade Mehmet Paşa’nın düşman karşısında yok yere yenilişi üzerine, Nemçe yani Avusturya orduları başkomutanı Prens Mansfeld, 2 Ağustos 1595 günü 80 bin kişilik bir haçlı ordusu ile Estergon Kalesini muhasara etti. Kaleyi ise Anadolu Beylerbeyi Lala Mehmet Paşa bin dört yüz kadar gazi ile savunuyordu. Bu kadar az bir güçle kaleyi savunmak hayli güç oldu. Muhasara 28 gün sürdü. Sonunda Paşa kaleyi vire ile teslim etmek zorunda kaldı. Herkes malı ve silahı ile gidecekti. Düşman kendi gemileri ile gazileri Visegrad kalesine taşıdı. Estergon’un kaybı bütün serhadlerde büyük bir acı ve üzüntü yaratmıştı. Serhad gazileri, her tarafta yanık ve hüzünlü sesleriyle Estergon’un elden gitmesinden doğan acılı türküleri söylüyorlardı. (Kaynak: Mithat Sertoğlu, Hayat Tarih Mecmuası sayı:6/1965)

ESTERGON KALESİ MARŞI -anonim-
(Kaynak:Osman Yavuz Saral, “Kaybettiğimiz Rumeli” Bogaziçi Basım ve Yayın Evi, 1974)

Estergon Kalesi, su başı durak,
Kemirir içimi bir sinsi firak.
Gönül yâr peşinde, yâr andan ırak.

Akma Tuna, akma, ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım.

Estergon Kalesi, su başı hisar,
Baykuşlar çağırışır, bülbüller susar,
Kâfir bayrağını burcuna asar..

Akma Tuna, akma, ben bir dertliyim,
Bu ateşle yanar kara bahtlıyım.

Estergon Kalesi, su başı kale,
Göklere ser çekmiş burçları hele,
Biz böyle kaleyi vermezdik ele,

Akma Tuna, akma, ben bir dertliyim,
Estergonu vermiş, kara bahtlıyım.


Başka bir anonim Estergon Kalesi Türküsü
(Kaynak:Ismail Tosun Saral-Emre Saral”Macarlar ve Tuna Hakkında Yazılmış Şiirler 1300-2000)
Estergon Kalesi su başı durak
Kemirir içimi bir sinsi firak
Gönül yâr peşinde yâr ondan ırak

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım

Estergon Kalesi su başı kaya
Kemirir gönlümü aşk denen belâ
Çektiğimi hoş gör gel etme cefâ

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım

Estergon Kalesi su başı hisar
Baykuşlar çağrışır bülbüller susar
Kâfir bayrağını burcuna asar

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım

Estergon kalesi şu başı kale
Göklere ser çekmiş burçları hele
Biz böyle kaleyi vermezdik ele

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım


- Anonim Rumeli Şarkısı -

Estergon Kal’ası

Estergon Kal’aı bre dilber aman
Su başı durak aman
Kemirir gönlümü bre diber aman
Bir sinsi fırak
Gönül yâr peşinde bre dilber aman
Yâr ondan ırak aman

Akma Tuna akma bre Şahin aman
Ben bir dertliyim
Yâr peşinde aman da gezer koşar
Yandım kara bahtlıyım

Estergon Kal’ası bre dilber aman
Su başı kaya aman
Kemirir gönlümü bre dilber aman
Aşk denen bela
Üftadeni hoş gör efendim
Gel etme cefâ aman.


Sayın Cahit Öztelli’nin derlediği anonim bir türkü :

Estergon Kalesi

Estergon Kalesi su başı durak
Kemirir gönlümü bir sinsi firak
Gönül yâr peşinde yâr ondan ırak
Akma Tuna akma ben bir dertliyim.

Estergon Kalesi papasla dolu
Ay tutuldu güneş buluta girdi
Neneler karadan yaslar bağladı
Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde gezer kara bahtlıyım.


10 sene kadar düşman elinde kalan Estergon Kalesi yine Lala Mehmet Paşa tarafından 1605 yılının Ekim ayı içinde geri alındı. Muhasarada ve fetihte bulunan tarihçi Pecevî; Lala Mehmet Paşa’nın kalenin alınışı ile ilgili olarak “Dünya isteklerinden bundan başka Cenab-ı Hak’tan bir hacetim yoktur. On yıl bu serhadlerde bunun için bekledim. Bundan sonra ha sağ kaldım, ha öldüm; ha görev aldım, ha azlolundum, cümle yanımda birdir.” dediğini bildirmektedir.

BİRİNCİ SULTAN AHMED

Vişgrad İle Estergon Fethine Gazel
(16 yaşında iken yazmıştır.)

Bihamdeillâh ki kılmış dini islâmı Hûda mensûr
Vişgrad ile Estergonu almışlar olub mesrûr
Guzatı müslimine irişüb avni o kahhar’ın
Urup küffâre topu kahrı kılmışlar yine makhur
İtiat eyleyüb Serdâre can ile çalışmışlar
Düam oldur ki indelallah olalar cümlesi me’cûr
Çün irdi müfdei fethi bu iki kal’anın Bahtî
Acep mi ehli islâmın şebi Hader olsa rûzi sûr.

Türk Askerine Gazel (19 yaşında iken yazmıştır)

Ey uranlar kılıcı heybet ile küffâre
Cânû dilden sizi ısmarlamışım settâre
Eyledim size düa ile selâmım irsal
Siz selâmetde olun düşmen ola bîcâre
Cenkde nâmı Hüdayı komanız hiç dilden
Avni Hakkı dileyüb yalvarınız Gaffâre
Umarım Hazreti Hakdan ki kırâlı bed hâl
Heb vire şehrü hisârını gelüb yalvâre
Ahmedâ hayr düa eyle guzate her dem
Diler isen ki muin ola Hüda anlâre

Münacat

( “Birinci Sultan Ahmed “İki serdar – ı âlişan” dediği Estergon kalesini geri alan Sadrazam Lala Mustafa Paşa ile Şark Orduları Başkomutanı Cagalzade Sinan Paşa için 19 yaşında iken yazmıştır.)
İki cânib iki serdar – ı âlişana kuvvet ver
Kulağuz olmak için bunlara cünd – i adâlet ver
Gazaya azmiden gazilere her yerde fırsat ver
İlâhi müjde - i fethü zaferle kalbe râ’het ver
Habibin hurmetine askeri islâme nurvet ver
Ezelden hadden efzun lûtfunu Yârab göre geldim
Gönülde yâre vardır derdime merhem sonra geldim
Huzûri Hazrete pâyi niyaz üzre dura geldim
Tevekkül eyleyüb dergâhını çün yüz süre geldim
Habibin ........
Beni serverlere serdâr – ı âlişan iden Sensin
Bu âciz bendeni ser defteri merdan iden Sensin
Duayi heyrini makbul idüb ihsan iden Sensin
Yoğ iken var idüb bu Ahmedi Sultan iden Sensin
Habibin........




BARIŞ MANÇO ( 1943 – 2000 )

Estergon Kalesi

Estergon Estergon
Yedi krala saray olan Estergon
Biz seni nemşehirlerine Allah emaneti edip verdik
Ve işte geri almaya geldik
Sehaddin hali böyledir
Yiğid başında Ali eksik olmaz
Rumeli gazileri
Kelle verilir ama verilmez

Estergon kalesi bre dilber aman
Subaşı durak aman
Kimbilir gönlümü bre dilber aman
Bir sinsi firak
Gönül yâr peşinde bre dilber aman
Yâr ondan ırak aman
Akma Tuna akma bre Şahin aman
Ben bir dertliyim
Yâr peşinden aman gezer koşar
Yandım kara bahtlıyım
Estergon’u aldık bre Şahin aman
Vermeyiz ele aman
Akma Tuna akma bre Şahin aman
Ben bir dertliyim
Yâr peşinden aman gezer koşar
Yandım kara bahtlıyım
Haydin koç yiğitler
Akma Tuna akma bre Şahin aman
Ben bir dertliyim
Yâr peşinden aman gezer koşar
Yandım kara bahtlıyım.


MUSTAFA ŞERİF ONARAN (1928 - )

ESTERGON

“ Estergon Kalesi, su başı durak”
Bre Şahin aman
Nalları altında sipahilerin
Kösnük bir hayvan gibi kıvranıyordu toprak
Geçiyordu Estergon’a Tuna’dan
Hayalimde bir sürü zorlu kahraman.

Bu türküyü çağıran kadın
Sesini öpeyim.
“ Kemirir gönlümü bir sinsi firak “
Bir gizli kımıldanış tarih içinde;
Meselâ bir yeniceriyim.
Yaşamışım Sultan Süleyman devrinde.
Üçyüzyetmiş kadırga Karadeniz’den
Tuna içlerine erzak taşıyordu.
Yâr peşinde değiliz bre Şahin !
Akıyoruz Budin’den Estergon’a,
Budin’den Estergon’a akıyor ordu
Geceler gibi sessiz ve muhteşem.

Osmanlı askerlerinin gölgesi
Macar toprakları üstünde macara.
Ve sonra savaşmak dediğin bir garip oyun;
Başlamıştı onuncu sefer - i hümayun
Ve sonra
Başlamıştı kaleyi muhasara
Kısrağın üstünde şöyle doğrulmuş,
Kaleye bakıyordu bir tepeden Kanunî
Asırlar öncesi bir ana- baba günü
Bürümüş mor dumanlar Estergon’un önünü.
Asırlar öncesi tekrar
Ve asırlar öncesi henüz bitmişti temmuz.

Estergon önlerine boşuna gelmedik biz
Var elbette güçümüz bre Şahin !
Bir çift sözümüz var kâfire,
Asıl iş cesarette bre Şahin !
Bre Şahin aman
Ölmesini de bilir heyecansız yaşayan..

Yırtıcı kuşlar gibi uçan gülleler
Devrildi altın haçı Katedralin.
Asırlar öncesi bir Cuma günü
İmana geldi koca şehir.
Kanunî Süleyman dayanamadı:
- Gayri şehri fethettik demektir.

Bu türkü dokunaklı bre Şahin !
Bir gizli kımıldanış tarih içinde.
Nalları altında sipahilerin
Toprak bir kokulu rüya içinde
Yâr peşinde değiller bre Şahin,
Sipahiler yeni bir ufuk peşinde !..



İSMAİL GERÇEKSÖZ ( 1925 – 1980 )

Estergon’da Bir Yeniceri Mezarı

Mezarın Tuna’yı görür dört bir yandan,
Akıncılar başı mıydın ne ?
Erzurum’dan Belgrad’a, Tuna’ya,
Devler düşü müydün ne ?

Gönlünce güzeldi renkler içinde giysilerin,
Kös’ler nice vurmuştur buralarda kimbilir.
Bir bölüğün başındaydın belki de,
Vezir arkadaşı mıydın ne ?

Muhteşem yalnızlığına aldırmadan,
Yatarsın bu tepenin doruğunda.
Nerelerden kopup geldin böyle,
Göktaşı mıydın ne ?

Bir tapunun altında mühür gibisin,
Görür gibisin ay ışığınmda kadırgaları.
Gerçekten ölmediğine bakılırsa bunca yıl:
Tanrı yaşı mıydın ne ?

Târümar ettiğin gerçek orduları
Bir avuç yiğitle sırasında,
Hâlâ şaşkına döneriz sayfaları çevirende,
Ebâbil kuşu mıydın ne ?




ARİF NİHAT ASYA
Estergon Kalesi

Son gözde, sultan oldu bugün sahneler saray ...
Şahane bir yaz akşamı teflerden doğdu ay.

Bir memleket kızıyla ne hoştur yürek yürek
Ey şanlı türküler sizi bielıkte söylemek !

Tellerde sevgiler ötüşürken cıvıl cıvıl
Birden nöbet çalar gibi mehterleşir fasıl

Dur. Dinle yolcu dillere destan bu türküyü
Sazlarla söylemekte Perihan, bu türküyü !

Germekte Türk sanatının erkek elleri
Serhatte yay gerer gibi tamburda telleri

Tanbur, kemence, cünbüş el atmış uzaklara
Sözlerde sığmıyor, bre dilber, dudaklara !

Var kuvvetiyle ortada hummalı bir yarış
Maden, kiriş, ağaç, deri, tel, yay, göğüs, kamış.

Estergon önlerindeki destanca haykırış
Bir sıçrayışta takvimin üstünden atlamış

Kanunu tırmalar gibi eller kopuşmada
Güfteyle beste sanki bu akşam kavuşmada

Gümbürdemekte darbukalar kubbeler gibi...
Tefler zamanı avucuna almış eller gibi.

Gördüm, saz olmuş eski silahlar, demir, bakır...
Zillerde atlılar yola çıkmış şıkır şıkır

Yıllar boyunca yolları tutmuş onun sesi
Estergon’un nabızları, Estergon’un sesi !

Yaylarda Usturumca’dan Tuna’dan kalma bir akis
Mızrapların tiğiyle yürekler nakış nakış

Mızrap değil bir eski akından bu darbeler
Şahinlerin çelik gagasından bu darbeler

Ur, kır, kopar, dağıt, bre Şahin, ki telleri
Estergon’un bizim değil artık, güzelleri

Gülbank’ten, savaş borusundan, uğultudan
Toprakta – şimdi – kökler uyanmakta uykudan

Yolarda kaldı kervanımın çıngırak sesi !
Vursun şakaklarımda zamanın ayak sesi

Dur, dinle yolcu dillere destan bu türküyü
Sazlarla söylemekte Perihan, bu türküyü !


MEHMET REŞİT AYHAN (1942 - )

Estergon Önünde Dalgalanan Bayrağım


Estergon önünde dalgalanan bayrağım
Türklüğün gönlünde sevdalanan bayrağım
Zaferden zafere şanlanan bayrağım
Kanımın rengisin
Milletimin dengisin
Ordumun cengisin
Türk istikbalinin çiçeği bayrağım
Zafer türkülerinin dileği bayrağım
Türk milliyetciliğinin göbeği bayrağım
Canımın tenisin
Seni yırtan eller erisin
Çünkü anlımın terisin.
..................................


FEYZİ HALICI


Kalelerden Estergon Kalesi

Bir serhât türküsüdür, dökülür,
Alabildiğine dudaklardan ...
Kalelerden Estergon Kalesi,
Mavi mavi tüter uzaklardan.

Destur almış nice küheylândır,
Zafer, ala gözlü bir ceylândır.
Tuna, Tuna değil tekmil kandır.
Akar durur şehit topraklarından.

Açılmış, rüzgârlara içerim,
Tûl dairelerinden geçerim.
Gülümser tarihe Yeniceri
Altın kırmızısı şafaklardan...

Çepcevre kaleler düşer hüzne,
Düş girmez Estergon’un gözüne.
Destanlar serpilir yeryüzüne,
Şahâ kalkmış şanlı bayraklardan.





Not: "


 

· Daha fazla osmanlı şehirleri
· Haber gönderen mehmetipci


En çok okunan haber: osmanlı şehirleri:
Kalelerden Estergon Kalesi




Ortalama Puan: 4.15
Toplam Oy: 78


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü






 Yazdırılabilir Sayfa  Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder



Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.192 Saniye